AKMERKEZ – FİKRİ MÜHİM

AKMERKEZ

dsc_0086

GENEL BİLGİ

1993 yılında faaliyete geçen, 180.000 m2′lik bir alana kurulmuş komplekste, dört kattan oluşan, üçgen bir alana yayılmış plazanın 3 atriumu ana dolaşım yolları ile birbirine bağlanmış olup 41 yürüyen merdiven, 2 panoromik asansör,yayalara ve servise açık 30 asansörü ile dikey alışveriş merkezi daha çok ziyaretçiye süratli dolaşım olanağı sağlıyor.

Akmerkez Alışveriş Merkezi’nde yıl boyu çalışan iklimlendirme cihazları, yangın ihbar ve söndürme sistemleri,modern güvenlik sistemleri,devamlı müzik yayını, kusursuz bina otamasyonu ile ziyaretçilerin güvenli, konforlu ve temiz bir ortamda vakit geçirmeleri hedefleniyor. Komplekste alışveriş merkezinin yanı sıra,14 ve 17 katlı ofis katlarıyla 24 katlı residence binasından oluşuyor.

Ayda 1-1.5 milyon insan tarafından ziyaret edilen her gün 10:00-22:00 arası hizmet veren Akmerkez’de temizlik, güvenlik ve genel bakım konularında; 120 kişilik temizlik, 146 kişilik güvenlikle birlikte, 115 kişiden oluşan teknik ve yönetim kadrosu görev yapıyor.

Ziyaretçilerin alışveriş dışındaki tüm gereksinimlerini de karşılamayı hedefleyen Akmerkez, düzenlediği sosyal ve kültürel etkinliklerle yeni bir yaşam biçiminin, yeni bir anlayışın öncüsü olmayı amaçlıyor.

KONUTLAR

Toplam 20 oda 34 yatak kapasitesinde olup, Akmerkez Residence İtalyan mobilyalarıyla dizayn edilmiş ve 96 m2 ile 238 m2 arasında değişen dairelerde; internet bağlantısı, derin dondurucudan fırına, çamaşır makinesinden fön makinesine, elektronik kasadan 27 kanallı uydu yayınlı televizyona kadar her türlü beyaz eşya ve konfor bulunuyor.

OTEL

Akmerkez Residence’de; merkezi havalandırma sistemi 24 saat güvenlik ve bakım hizmeti, yangın sistemleri, bussines merkez, kat ve çamaşır hizmetleri, kurutemizleme, supermarket (daireye sipariş), günlük gazete servisi, özel güvenlik sistemli asansörler, evcil hayvan kabulü, sağlık hizmeti, çocuk bakımı, jenaratör, her daireye ait otopark ve resepsiyon hizmet olanakları bulunuyor.

EĞLENCE

1 Açık havuz ve çocuk bölümü, sauna, masaj, fitness merkezi, sağlık merkezi, kuaför, güzellik salonu, solarium, jimnastik salonu, bahçe, çocuklar için oyun alanı, mini club, sinema olanaklarından Akmerkez Residence’de faydalanılabilir.

dsc_0006

RÖPORTAJ

KÜNYELER

dsc_00333Adı Soyadı : Renan Tavukçuoğlu

Çalıştığı Kurum : Fikri Mühim

Ünvanı : Proje Koordinatörü

Doğum Tarihi : 1973

Kişisel Blogu : fikrimuhim.blogspot.com.

Facebook Üyeliği : Var

Adı Soyadı : Duygu Acar dsc_00662

Çalıştığı Kurum : Fikri Mühim

Ünvanı : Müşteri İlişkileri

Doğum Tarihi : 1983

Kişisel Blogu : fikrimuhim.blogspot.com.

Facebook Üyeliği : Var

dsc_00673Adı Soyadı : Aslı Gökdere

Çalıştığı Kurum : Fikri Mühim

Ünvanı : İş Geliştirme ve Müşteri Yönetimi

Doğum Tarihi : 1982

Kişisel Blogu : fikrimuhim.blogspot.com.

Facebook Üyeliği : Var

Adı Soyadı : Cem Köklükayadsc_00403

Çalıştığı Kurum : Fikri Mühim

Ünvanı : Üye İlişkileri – Yönetimi

Doğum Tarihi : 1983

Kişisel Blogu : fikrimuhim.blogspot.com.

Facebook Üyeliği : Var

dsc_0027Merhaba hoş geldiniz

Hoş bulduk

Buradan önce Vakko mağazasından geliyoruz İş Kulelerden. Vakko Mağaza Müdürü Murat Carin size bu hediyeyi gönderdi. Grup adına size veriyorum. Tatlı bir sohbet olsun diye yolladı.

Çok teşekkür ederiz kendisine

Aynı zamanda bir soru taşıyoruz. Yalnız Murat soru yerine size “arada uğrasınlar” dedi. Sizi bekliyor mağazasına

Teşekkürler

Renan Hanım, sizden başlayalım. Bize kendinizden bahseder misiniz? Fikri Mühim’de çalışıyorsunuz. Buradaki göreviniz nedir?

Boğaziçi Üniversitesi Uluslararası İlişkiler mezunuyum. Daha sonra Amerika’ya gidip MBA eğitimi aldım. Daha sonra Amerika’da çalıştım. 8 sene Amerika’da yaşadıktan sonra ve oğlum olduktan sonra Türkiye’ye kesin dönüş yaptık ve daha sonra da Fikri Mühim başladı aslında. Şu anda da Fikri Mühim ile Türkiye’de ilk defa WOMM projeleri hayata geçiriyoruz.

Amerika’da da plazada mı çalışıyordunuz?

Renan : Hayır. En büyük korkularımdan biri hücrelerde çalışmaktı. Öyle bir şey hiçbir zaman olmadı.

Duygu: Ben Amerika’da üniversite okuduktan sonra bir on ay kadar Amerika’da çalıştım. Daha sonra Türkiye’ye geri dönmeye karar verdim. Ben de plazada çalışmıyordum bayağı havadar bir yerde çalışıyordum. Daha sonra Fikri Mühim başladı. Şu anda Fikri Mühim’de devam ediyorum.

Cem: Ben Amerika’ya hiç gitmedim. İlk defa plazada çalışıyorum. Çalışma hayatına burada başladım. Elektrik elektronik mühendisiği okudum Boğaziçi’nde. Şimdi sinema televizyon masterı yapıyorum burada çalışmanın yanında. Ayrıca müzikle ilgileniyorum. Bir müzik grubunun vokalistiyim. Dünya müziği yapıyoruz.

Aslı: Bilgi Üniversitesi Uluslar Arası İlişkiler mezunuyum. Devamında ilk işim olarak Kariyer Net’te başladım çalışmaya. Orada yaklaşık iki sene devamlı çalıştım. Kişisel girişim bir e-ticaret şirketi kurdum, evimizinherseyi.com. Onun devamında Hürriyet’te çalıştım bir süre ve orada danışmanlık çalışmalarım oldu. Devamında buradayım, çok kısa bir süredir. Bu hafta ilk haftam. Önceden bir fikrimühimdim. Onları çok yakından takip ediyordum. Şimdi de buradayım.

Hayırlı olsun. Fikri Mühim ne kadar zamandır var? Ne kadar zamandır buradasınız Fikri Mühim olarak? Akmerkez’de mi başladı?dsc_0028

Renan: Fikri Mühim Akmerkez’de doğdu. Fikri daha önce doğmuştu. İki senedir Akmerkez’de çalışıyoruz. Daha öncesinde Etiler’de başka bir binadaydık. Daha havadar bir binada çalışıyorduk. Fakat buraya gelmekten dolayı memnunuz. 10 Şubat 2007’de Fikri Mühim Akmerkez’de doğdu.

Ondan önce ne kadar bir süre Etiler’de çalıştınız?

Bir birbuçuk sene Etiler’de çalıştım. Üç dört katlı bir ev gibiydi, balkonu vardı, bahçesi vardı. Gayet havadardı. Gayet güzeldi ama Akmerkez’den de kesinlikle şikayetçi değiliz.

Neden Akmerkez tercih sebebi oldu?

Diğer plazalarda çalışmadığım için tercih diyemeceğim ama Akmerkez’de çalışmanın rahatlığını ben seviyorum.

Ya da neden plazada çalışma fikri doğdu?

Büyük bir ofisiz aslında, burada başka iki kuruluşla beraber çalışıyoruz. Beraber olabilmek ve daha düz ayak bir ofis olması, merkezi bir yer olması açısından burası tercih edildi.

Akmerkez’ in popüler bir plaza olmasının da etkisi var mı? Müşterilerinizle ofisinizde görüşme yapıyor musunuz? Yapıyorsanız ofisinizden etkileniyorlar mı?

Kesinlikle etkisi var.

Burada ki çalışma şartlarınız nasıl? Burası sizin gözünüzde bir yaşam alanı olarak nasıl?

Aslı: Aslında ben çalıştım. Benim çalıştığım iki işyeri de plazalardaydı. Bir tanesi Hürriyet Medya Tower, Güneşli’de. Kariyer.net de Display Plazada’ydı Kozyatağı’nda. Burası bir defa 360 derece manzarası olduğu için ve çok ışık aldığı için, çok boğucu değil. Onun dışında tabi ki çalışma ortamının da büyük etkisi vardır huzurlu bir yer olmasında ama ulaşım olarak da rahat, en azından Güneşli’ye göre. Onun dışında Hürriyet Medya Tower’da tam anlamıyla bir şirket olarak yer alıyorduk. Burada bir katta ve içi içe daha sıkı ilişkiler oluşuyor. Orada çok insanla iç içesiniz ama asla tanımazsınız. Ama burası daha sıcak.

Duygu: Akmerkez’in ayrı bir özelliği de çalışmak için her türlü ihtiyacınızı -banka gibi- karşılayabiliyorsunuz. Market ihtiyacınızı görüyorsunuz veya gömleğinize kahve döküldü hemen halledebiliyorsunuz alt katlarda. Benim başıma gelmişti mesela. İşinizden izin alma gereği duymuyorsunuz.

dsc_0055

Sizler buraya gelince şok yaşadınız mı, yoksa çok rahatız ne güzel oldu plazada çalışmak mı diye düşündünüz?

Cem: Şok yaşamadım ben. Aslında beklediğimden çok farklı değildi. Çalışmayan birinin kafasında ne idealse ona yakın bir şey. Şunda zorlanmıştım, açılacak bir pencere bulamamak ilk başta çok zor gelmişti. Kişisel olarak nefes alma ihtiyacı duymuştum, açılacak bir pencere aradım, uzun bir süre sonra olmadığını öğrendim. Hiç bir pencere açılmıyormuş meğerse plazalarda. Onun için aşağı inmek gerekiyormuş.

Duygu: Bir önceki işimde çok dolaştığım, sürekli dışarıda olduğum bir işim vardı. Burada çok fazla oturmaya başladım. Sürekli dolaşılan bir ortamdan oturulan bir ortama geçiyorsunuz, dışarıda değiliz sonuçta. Bir hava alma ihtiyacı, cam açma ihtiyacı bende de çok oluyor.

Artıları daha fazla bunu da görmeyelim mi diyorsunuz?

Cem: Sigara içme yasağı gelince kapalı alanlara sigara içmek için aşağı inmemiz gerekmeye başladı.

Zorlanıyor musunuz bu konuda?

Cem: Evet ama bunun da iyi tarafı var. Sigara içme sayımız azaldı böylece daha az sigara içer olduk. Ama sigara içtiğimiz sürede temiz hava almaya çalışıyoruz. Nasıl oluyorsa sigara içerken temiz hava almak.

Duygu: Dışarıda hava nasıl bilmiyoruz. Sabah gelip akşam 6’da çıkıyoruz. Havadan bihaber olmak durumunda kalıyoruz.

Renan: benim en sevdiğim özelliği de ayakkabılarım daha az kirleniyor olması. Yağmurlu havalarda otoparka giriyorsunuz, dışarı çıkmak zorunda değilsiniz, otoparktan çıkıyorsunuz. Güzel bir özellik.

dsc_0060Aslı hanım, daha önce çalıştığınız işyerleriyle Akmerkez’in bina özelliklerini karşılaştırabilir misiniz?

Aslı: Burası daha temiz her şeyden önce. Temizlik çok önemli. Az önce ayakkabılarımız kirlenmiyor demiştik, o binada gayet çamurlanıyordu yağmur yağdığı zaman.

Binanın çalışma sistemi nasıl?

Çalışma sistemi şöyle; 9-6 buradaki saatler. O saatler içerisinde öğle yemeklerinde aşağısı kalabalık, yemekhane kavramımız yok. Açık büfe pek çok restoran var. Seçeneğimiz çok fazla ama Hürriyet’te böyle değildi. Orada yemekhanemiz vardı, ne yemek çıkıyorsa onu yemek zorundaydık. Dışarıdan yemek söylemek de çok mümkün olmuyordu. O saatler arasında ofise gelmiyordu, yoğunluk oluyordu vs. ama burada her şey elimizin altında. İstediğimizi seçebiliyoruz, hatta bazen kararsız kalıyoruz bu kadar çok seçenek arasında.

Sürekli burada mı geçiriyorsunuz öğle saatlerinizi?

Aslı : Üç gündür buradayım. Üç gündür öğle yemeğimizi burada yiyorum.

Renan: Yazları hava güzelken genelde sahile inmeyi tercih ediyoruz. Dışarıya çıkıyoruz. Yazları çok az burada geçiyor ama kışları daha çok plazanın içerisinde geçiyor.

Duygu: Mevsim geçiş dönemlerinde ilkbaharda çok sıcak olduğu için kimse çıkmıyor dışarı.

Peki buraya sipariş verebiliyor musunuz?

Renan: Yok hayır, yukarı çıkartabiliyorlar. Bu arada Akmerkez yönetimi de çok titiz bir yönetim. Akmerkeze yatırım yapan bir yönetim. Tanışıyoruz zaten görüşüyoruz, ilk olmanın da hassasiyetiyle vizyonel bir yönetime sahip. O açıdan ben çok takdir ediyorum. Tadilatları başladı Akmerkez’in, çok yönlü bir yatırımla yenileniyor fakat bunu kesinlikle müşterilerine yansıtmadan, sadece geceden sabaha kadar çalışarak bitirmeyi planlıyorlar. Ben üniversite 3.sınıftayken açılmıştı. Biz Akmerkez’e büyük bir heyecanla gelirdik, sinemaya gelirdik, hatta buralarda çalışmak üniversitede okuyan öğrenciler için “vay be” dedirtecek bir şeydi.

Yani hayaliniz gerçek oldu.

Renan: Yani evet, tamam hava alamıyoruz ama deniz görüyoruz işte. Dışarıya çıkıyoruz. Ben gayet memnunum. Akmerkez dediğim gibi bir ilk ve başarılı ve o başarısını sürdürüyor. Çok muadilleri açıldı gibi görünse de her açıdan ben başarısını ve adını devam ettireceğine inanıyorum.

Bina içerisinde acil durumlarda deprem, yangın gibi, ne yapacağınızı biliyor musunuz? Bu konuda bilgilendiriyorlar mı sizi?

Duygu: Yangın ve deprem tatbikatı yapıldı. Ne şekilde binayı terk edecekleri, nereden çıkacakları, nereye gideceklerini bütün çalışanlar olarak bize anlatıldı.

dsc_0031-1Şu anda hepimiz görüyoruz, istanbul’da pek çok plaza yapılıyor, siz bunu neye bağlıyorsunuz?

Renan: Göreceğiz, kiralar maliyetler çok fazla, girenler zor durumda kalıyor. Alım gücü Türkiye’de bir yere kadar, bunun bir kapasitesi olmalı ama bunun nerede duracağını ben öngöremiyorum.

Duygu: Bir yerde doyması gerekiyor çünkü İstanbul’un bir özelliği var, çok yüksek gökdelenleri olmayan kendine has bir şehir. Ben bu yapıyı bozmamaları gerektiğini düşünüyorum.

Renan: Bir de yoluyla alt yapısıyla düşünülerek yapılması gerekiyor. Aksi takdirde Maslak’ın zor durumda kalacağı aşikar. Zaten trafik malum, o düşünülmeden bazı şeylerin yapılması üzücü tabiî ki, çünkü hayatımızı daha da zorlaştırıyor. Dünyanın en güzel şehirlerinden birinde yaşıyoruz ama keyfini çıkaramıyoruz. Hergün hayat bir eziyet haline geliyor, şehrin kıymetini bilmiyoruz ve üstüne üstlük bozmada bir numarayız. O yüzden üzülüyor insan tabi ki.

Plaza çalışanlarıyla ilgili birkaç soru sormak istiyorum. Belli bir prototip yaratıyor mu plazada çalışmak, ya da tek tip insan yaratmaya yönelik bir empoze var mı ya da kendiliğinden böyle bir yapı ortaya çıkıyor mu?

Aslı: Şirket kurallarıyla bağlantılı bir şey. Şirket sizi yaşam konusunda kısıtlıyorsa o zaman belki kurallar ve koşullar benzeşebilir ama bu noktada bizde çok fazla öyle bir durum yok. Çok rahat giyinebiliyoruz yani bizi birbirimize benzeştirecek bir kural yok. Çok farklı yaşam tarzlarımız var. Çok benzer şeyleri yaşamıyoruz bence. Bir şeyi paylaşıyoruz burada evet. Ortak fikirler, ortak projeler, ortak çalışmalar ama bunun bize karakter olarak,  fiziksel olarak çok bir şey kattığını sanmıyorum ben.

Duygu: Dışarı çıkarken hafta sonları ben hiçbir zaman kapalı mekanları tercih etmiyorum. Hep açık havada olayım, haftasonumu açık havada geçireyim istiyorum. Alışveriş merkezine gitmiyorum ben hafta sonları, gideceksem iş çıkışı gidiyorum.

Akmerkez’den alışveriş yapıyor musunuz?dsc_0084

Renan: Hediye için özellikle çok güzel oluyor acil bir hediye almanız gerektiğinde süper. Mağaza seçenekleri de çok güzel. Facebook’ta bir grup var, Akmerkez’de çalışanlar diye. Önceden duymuştum, bugün bir girip bakalım dedik de arkadaşlarla orada da yüz küsür kişi var. Kulelerde çalışan kişiler de bir grup açmışlar. Yani bir aidiyet duygusu var.

Duygu: İnsanlarla asansörlerde karşılaşıyorsunuz, sigara dışarıda içildiği için sigara molasında insanlarla karşılaşıyorsunuz. Mesela ben bugün 12.kattan bir bayanla tanıştım. Hep birbirimizi görüyormuşuz, artık sohbet etmeye başladık. Mesela yarın aynı saatte sigara içmeyi düşünüyoruz. Bizde her katta ayrı bir şirket olduğu için çok farklı insanlarla karşılaşıyorsunuz.

O zaman Aslı Hanım’ın daha önce çalıştığı plaza gibi değil burası. İnsanlar iletişim içerisinde burada anladığım kadarıyla. Bu, buraya özel bir durum olabilir mi?

Aslı: Bizim iletişime açık olmamız olabilir.

Pencerinizden baktığınızda ne hissediyorsunuz? Orada bir yerde olsaydım mı yoksa ne güzel burada çalışıyorum mu diyorsunuz? Ya da buradan bakınca da dünya düz mü?

Renan: Dünya nereden bakarsanız bakın düz, ama ben mutluyum burada. Dediğim gibi İstanbul zaten güzel bir şehir, her gün eziyetine katlansam bile o köprünün üstünden gördüğüm manzara beni çok mutlu kılıyor. O yüzden ben şöyle bakınca içim ferahlıyor. Başka bir yerde olma özlemini hissetmiyorum.

Cem: düz değil bence ama

Bizim projemizi nasıl buldunuz?

Renan: Muammer anlattığında çok enteresan geldi. Çok güzel bir proje, değişik bir proje. Daha çok örnekler olmasını ve okumayı bekliyoruz. Heyecanla gelişmesini bekliyoruz.

Duygu: Ben baktığımda diğer plazalarda çalışan insanlarla benzerliklere bakıyorum. Onlar da böyle yapıyorlarmış diyorum.

Kıyaslıyor musunuz?

Cem: Sık sık karşılaştırma şansımız oluyor.

Renan: Karşılaştırıyoruz, “a burada asansör ne kadar çok bekleniyor, bizde ne kadar az bekleniyor”, “burada kaç tane asansör var” sayıyoruz, otoparkları girişleri çıkışları hep karşılaştırıyoruz. İşimiz gereği gitmediğimiz plaza da yok aslında ama yaşamıyoruz tabi ki. Hepsini hemen hemen ziyaret ettik.

Cem: Hemen ilk girdiğimizde karşılaştırma yapıyoruz.

Biz size çok teşekkür ediyoruz bu keyifli sohbet için.

Biz teşekkür ederiz.

Bir sonraki ropörtaj için sizden ne alacağım?

Renan: Siz benden hem WOMMla ilgili ve hem de kişisel bir hediye alacaksınız. Bir kitap götüreceksiniz bir sonraki görüşme yapacağınız kişiye. Kitap “Yolum Düştü Amerika’ya” isimli, benim 17 yaşında Amerika’ya gittiğimde yazdığım günlüğümün, yazar olan annem Canan Tan tarafından kitaplaştırılması. Annemin başka kitapları da var ama bu benim kalemimden çıktığı için, benim günlüğüm olduğu için, biraz kişisel. Bunu götürdüğünüz insana da iletmenizi istediğimiz mesaj ise WOMM yaratması kitapla ilgili olarak. Beğenip beğenmediğini de iletirse seviniriz tabi ki.

Onun da cevabını blogtan takip edebileceğiz. Çok teşekkür ediyorum tekrar size.

Biz teşekkür ederiz.

dsc_0077

 

İŞ KULELER – VAKKO

dsc_03122

GENEL BİLGİ

İş Bankası’nın Genel Müdürlük ofislerini barındıran Kule 1, 181,2 metre yükseklik ve giriş seviyesinin üzerindeki 41 kat ile inşa edildiği dönemde Frankfurt-Dubai arasındaki bölgede en yüksek bina olma özelliğine de sahipti.

Gayrimenkul sektöründe yaşanan hareketlenmeden de pay alan yüksek katlı ve modern binalara ilgi artarken, 4 bin 500′ü aşkın kişinin çalıştığı İş Kuleler, çalışan ve ziyaretçi sayısıyla Türkiye’de Belediye Kanunu’na göre yerleşim birimlerinde belediye kurulabilmesi için gereken 5 bin nüfusa yaklaşıyor.

Kulelerin açılışı, İş Bankası’nın 76. kuruluş yıl dönümü çerçevesinde Ağustos 2000′de yapılan çeşitli kutlamalarla gerçekleştirilmişti. Kule 1, 2001 yılının başında 3 binden fazla personelle kullanıma açılmıştı. Kompleks, toplam 13 bin 500 kişiye hizmet verecek kapasitede bulunuyor.

OFİSLER

dsc_03791İŞ KULELERİ, KÜÇÜK ÇAMLICA TEPESİNİN YÜKSEKLİĞİNE YAKLAŞIYOR

1996-2000 yılları arasında inşa edilen Türkiye İş Bankası Genel Müdürlük kompleksi, A, B, C, D, E, F ve G bloklarından oluşuyor. B blok (Kule 1) 52 katlı, D blok ise (Kule 2 ve Kule 3) 35′er katlı.

A blok (oditoryum) giriş katında kültür ve sanat etkinliklerinin yer aldığı Exhibition Galery ile üst katta 800 kişilik toplantı ve konser salonu bulunuyor. C blok, 790 araç kapasiteli bağımsız otoparktan oluşuyor. Komplekste ayrıca çarşı ve fast food bölümlerini barındıran galeri de yer alıyor.

Kule 1′in en üst katı, manzarayı izlemek için ayrılmış bir tür kokteyl salonundan oluşuyor. Kule 2 ve Kule 3 ise İş Bankası’nın bazı iştiraklerine ve İş Bankası’ndan bağımsız olup kira ödeyen şirketlere ayrılmış durumda.

Binanın en yüksek bölümü olan ve İş Bankası’nın Genel Müdürlük ofislerini de bulunduran Kule 1′in yüksekliği 181,2 metreden oluşuyor. Simgesel bir öneme sahip 36 metre yüksekliğindeki bayrak direğiyle bu nokta, 194,5 metre yüksekliğe ulaşıyor. Söz konusu yükseklik, Birinci Boğaz Köprüsü yüksekliğinin yaklaşık 3 katına eş değer olup, Küçük Çamlıca tepesinin yüksekliğine yaklaşıyor.

Mülkiyeti İş GYO’da bulunan Kule 2 ve Kule 3′ün yükseklikleri ise 117,6 metre.

KULELERE AİT AYRINTILAR

Kullanılan BS 35 kalitesindeki beton ile 35 katlı bin apartman dairesi, kullanılan BÇ III beton çeliği ile de 100 metrekarelik 8 bin apartman dairesi inşa edilebilir.

Isıtma, havalandırma, klima tesisatında kullanılan çeşitli hava kanallarının toplam alanı 26 futbol sahası yüzeyine eşit olan 150 bin metrekare, ısıtma, soğutma, pis su, temiz su, içme suyu, yağmur suyu ve yangın söndürme tesisatında kullanılan boru miktarı toplamı ise 300 kilometre.

Kompleksin yapımında sahada ortalama günde bin kişi, destek ekibi olarak da 500 kişi çalıştı, 3′ü ABD’li olmak üzere de 42 mimar ve mühendis görev aldı.

Isıtma, havalandırma ve klima sistemlerinde minimum enerji harcaması ile maksimum konforu sağlayan fan-coil ve VAV (değişebilir hava ayarı) birlikte kullanıldı.

46 adet asansör, 6’sı yürüyen ve 6’sı da yangın olmak üzere 22 adet merdivenin bulunduğu kompleks için İş Bankası iştiraklerinden Şişecam tarafından özel olarak ısı geçirgensiz, ışık geçirgenli cam üretildi.

Türkiye’nin en iyi korunan binalarından biri olan İş Kuleleri’nin, özellikle 11 Eylül saldırılarından sonra güvenliği daha da artırıldı. Bina, statik olarak bulunduğu birinci deprem bölgesinde olası en şiddetli bir depreme elastik bölgede kalarak dayanabilecek şekilde inşa edildi.

Bina içi ve dışında özel tasarım ürünü aydınlatma armatürleri, özel güvenlik kameraları ve titreşim algılama dedektörleri, güvenlik için kart okuyucular ve smartcard kullanıldı.

Mimari tasarımı Doğan Tekeli-Sami Sisa Mimarlık Bürosu ve Swanke Hayden Conner International, yapımı ise Tepe İnşaat Sanayi AŞ-Turner/Steiner International SA ortak girişimi tarafından gerçekleştirilen inşaatın toplam maliyeti 230 milyon dolar olmuştu.

KÜNYEdsc_02692

Adı Soyadı : Murat Carin

Çalıştığım Kurum : Vakko

Ünvanı : Mağaza Müdürü

Doğum Tarihi : 1973

Kişisel Blogu : Henüz yok

Facebook Üyeliği : Var

dsc_02361Murat, dünyadüzdür.com projesini biliyorsun, ilk olarak Google  Türkiye Ofisi’nden Ali Yılmaz Bey ile başladık. Sana gönderdiği hediyeyle başlıyorum. Dr. Evil anahtarlığı.

Çok teşekkür ederim Ali Bey’e. Teşekkürlerimi ilet lütfen.

Ali Bey’ in sana gönderdiği soru, hediyesini beğenip beğenmediğindi.

Kesinlikle tanışmak isterim Ali Bey’le en yakın zamanda.

Ropörtajı izledikten sonra sanırım seninle iletişime geçecektir. Bize biraz kendinden bahseder misin?

Yaklaşık on senedir Vakko işletmelerinde çalışıyorum. Bundan evvel 5 sene Profilo mağazasında görevliydim. İstanbul’un ve hayatın temposunu bu ortamda fazlasıyla hissediyorsun.

Hayatın temposunu burada hissediyorum dedin, nasıl bir tempo var burada.

Şehir keşmekeşini tamamen. O devamlı herkesin şikayette bulunduğu yoğun tempolu, hızlı tüketici yaşamın, burası tam açıkçası kontak noktasıdır. Bunu çok net hissediyorsun burada, bu sektörle de alakalı. Gerçekten ömür törpüsü bir işimiz var, bunu aynı sektörden bir araya geldiğimiz arkadaşlarla da konuşuyoruz. Plazalarda çalışıyor olmak da, bu etkeni artırıyor açıkçası.

İş Kuleler’de bu durum daha mı önde gidiyor, yoksa bütün plazalarda aynı mı olduğunu düşünüyorsun?

Kendi ziyaretlerimde veya başka plazalarda çalışan arkadaşlarımla konuştuğumda bu durumun bütün plazalarda aynı olduğunu hissediyorum. İş Kuleler’e bakacak olursak, hakikaten bulunduğu pozisyon itibariyle, içerdiği konsept itibariyle, zatenTtürkiye’nin hiçbir yerinde olmayan, şahsına münhasır bir plaza.

Ne açıdan?

Bir kere İş Bankası kuruluşu olması sebebiyle, dışarıdan gelen gerçekten sektörün lider firmalarıyla, bulunduğu konsept ile içinde bir çarşı bulundurması, fast food katı bulundurması itibariyle de diğerlerinden farklı bir merkez kurulum noktası. Buraları bir plaza bölgesi kabul edersek, o anlamda diğer noktalardan da buraya akışı sağlayan özellikleri olan bir plaza.

Diğer plazalara göre biraz daha fazla sosyalleştiğini düşünüyorum.

dsc_02432Bu konuyla ilgili gözlemlerin neler, insanlar çok mu alışveriş yapıyorlar, burada çok mu fazla trafik sorunu oluyor, ekonomi burada çok mu hızlı?

Ekonominin nasıl gittiğini buradan hemen anlıyorsun. Çünkü bulunduğumuz nokta, daha doğrusu burada bulunan şirketler itibariyle finans şirketleri burada yoğunlukta olduğu için, Türkiye’nin gelişimini, nereye gittiğini veya gideceğini ilk evvel haber alabildiğin noktalardan biri. İstanbul’daki Ankara.

Bu şekilde plazada yaşıyor demek daha doğru olacak, çalışıyor demektense.

Evet bir saatten sonra pijamalarla devam ediyorum ben burada :)

Plazada yaşam, nasıl? Yoruyor dedin.

Gerçekten çok tempolu, çok yıpratıcı. Bir kere çok erken başlayıp çok geç saatlerde biten bir mesai sistemi var. Hem bireysel hem genel olarak plaza çalışanları içindsc_02421 söyleyebilirim bunu. Çok da fazla klasik mesai saatlerine bağlı kaldığını söyleyebileceğim çok fazla grup yok burada. Belli saatlerde gelip belli saatlerde giden bir grup yok. Hayatın sabah sekizlerde başlayıp akşam 22.00′ye kadar devam etti bir nokta burası. Haftanın hafta içi mesai günlerinde hayatın neredeyse hiç durmadığı bir nokta. Burada Amerika ve Japonya gibi yurt dışı ile paralel çalışıp onların mesai saatine uygun çalışmak zorunda olan pek çok firma da var. 24 saat bir yaşam var.

Bu seni nasıl etkiliyor?

Aslında alışverişin bir keyif olduğunu düşünürsek, özellikle benim markam gibi prestijli markalarda, alışverişin ihtiyaçtan ziyade keyif olarak algılandığı markalarda, aslında bunu çok fazla yaşayamıyorsun. Buraya insanlar alışverişten ziyade iş için geliyor, acil ihtiyaçları doğrultusunda alışveriş yapıyor. O yüzden alışveriş merkezindeki o keyifli uzun alışverişleri burada çok fazla yaşayamıyoruz. Burada her şey, onların belli mesai harcayabilecekleri, belli bir zaman diliminin içinde. Yemeğini de o saatler içerisinde yiyecek, o zamanda sosyalleşecek, ihtiyacını da o zaman gidecerek, alışverişini de o saatlerde yapacak.

İçinden geçiyor mu benim de boğaza karşı bir ofisim olsaydı ya da oh ne iyi oldu da bir plazada çalışıyorum gibi bir düşünce?

Sen demiyor musun :)

Ben zaten boğaza karşı bir ofiste çalışıyorum :)

Bana niye iş ayarlamıyorsun :) . Şöyle çalışırken martıları seyretseydik. Plazalar, baktığın zaman hayatında biraz, hayata yeni başlayacağı, üniversiteyi yeni bitirmiş, kariyerinin başlangıç aşamasındaki arkadaşların imrenerek baktığı bir yaşam tarzı. Dışarından Avrupai bir yaşam tarzı, efektif bir ortam, kurumsal yapılanmış markalar, şık ortamlar, streil insanlar. Ama bütün samimiyetimle söylüyorum, benim değil genelin düşüncesi bu; hiçbirşey dışarıdan göründüğü gibi değil. Plazada yaşamının getirdiği zorluklar var. Bu suni güzellik bir süre sonra tüm albesini kaybediyor, kaybettirecek şeyler var çünkü. Bir takım dezavantajları var.

Mesela?

Pencereni açamıyorsun, daşırada kar mı yağıyor, 40 derece sıcak mı var, hiçbirşey bilmiyorsun, her şeyin aynı, dış dünyayla kopuksun. Robotsun, belli saatlerde belli yerlere gidiyorsun, diyeceksin ki tüm işyerlerinde bu aynı. Plazalarda bu biraz daha kasaba modeli. Bu kulede sadece 4500 kişi çalışıyor. Bir nevi kasaba. Kasabada olması gerekli hemen her şey, bu çarşısının içerisinde var. Eczanesinden D&R’ına, süpermarketinden, fast food katına, hatta bizler gibi konfeksiyon satan mağazalara kadar her şey var. Dediğimiz gibi zaten insanların bunları yapacak çok fazla vakti yok.

dsc_0292

Buradaki insan ilişkilerini nasıl değerlendiriyorsun?

Suni. Hepimizin ortak etkileneceği sorunlar var. Bu aslında İstanbul’un bir sorunudur. Artık değişen büyüyen kalabalıklaşan siteleşen yapılanmada, plazalarda da açıkçası o ilişkiyi hele ki insanların profesyonel amaçla gelip gittiği bir noktada çok da fazla insani  duyguları ortaya kattıklarını düşünemeyiz. Daha ziyade profesyonel diyalogların olduğunu söyleyebiliriz.

Plazaların insanlarda belli bir prototip yaratmaya çalıştığını düşünüyor musun?

Zaten yaratıyor bu kendliğinden oluşuyor. Ben her oluşumun bir ruhu olduğuna inanırım. Bu her kurumsalda vardır ve olmalıdır. Bir kurumun en fazla bir rengi olabilirsiniz ama genelini değiştiremezsiniz. Profesyonellikle adlandırabileceğim bir prototip var. Ama kesinlikle söylediğini destekliyorum. Plazaların belli tip insan yarattığına kesinlikle katılıyorum. İstediğin kadar farklı renklere hitap et farklı reklere sahip ol, buradan girip buradan çıktığın zaman sistem seni belli bir kalıba sokuyor. Sokamıyorsa zaten seni daha fazla tutmasının anlamı olmuyor.

Bu insanların ortak özellikleri nedir?

Dedikoduya girer şimdi bu :) . Genel olarak sadece plaza çalışanlarının sahip olduğu değil, genelde çalışanların bu özelliklere sahip olduğuna inanıyorum. Bunlar da nelerdir işini yapma, iş kaygısıyla gelişen bir takım refleksler ve o reflekslerin getirdiği uzantılar.

Dünyadüzdür’e gelelim, projieyi nasıl buldun?

Bu ropörtajdan bahsettiğin zaman çok ilgimi çekti, benim de bir şeyleri anlatabileceğim bir platform olarak düşündüm.

Bir sonraki ropörtajiımıza sen ne göndericeksin mağazandan?dsc_0285

Plaza yükünden biraz kurtulmak, hayata tad katması için bir paket çikolata.

Sahibine göndermek istediğin bir soru var mı? Biliyorsun bir de soru taşıyoruz.

Arada bir uğrasın :)

Dünyadüzdür ekibi olarak çok teşekkür ediyoruz.

İnşallah umduğunuzun karşılığını bulabilmişsinizdir. Projelerinizin başarılarını ve devamını diliyorum.

dsc_03091

Sırada iş kuleleri var

Kanyon Plaza ve Google Türkiye ofisinden sonra ikinci durağımız için biraz bekledik.

Dün akşam “İş Kuleler” Vakko mağazasındaydık ve çok çok yakında tüm röportaj ve deşifresi fotoğraflarla birlikte bu blogta olacak.

Yorucu bir iş gününün ardından bizimle çok eğlenceli ve dinlendirici bir röportajı kabul eden Sevgili Murat Carin’ e çok teşekkür ederiz.

VE KARŞINIZDA KANYON – GOOGLE

KANYON

GENEL BİLGİ

Eczacıbaşı Topluluğu ve İş Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı tarafından İstanbul Levent’te hayata geçirilen Kanyon, insanları hem kendine hem de birbirlerine bağlayan “şehrin yeni kalbi” projesi olarak hayata geçirildi.

Beşiktaş, Şişli ve Levent’in kesiştiği noktada yer alan Kanyon, İstanbul’un merkezinde bahçeli, teraslı ve balkonlu evler sunuyor, deprem güvenliği açısından ulusal ve uluslar arası deprem yönetmeliklerinin üzerinde standartlar kullanıyor, sosyal yaşamla bütünleşmiş bir ofis hayatı yaratıyor, alışveriş, eğlence ve perakendeciliğe getirdiği özgün yaklaşımı ve insan doğasıyla uyumlu olmasına çalıştığı mimarisi ile ülkemizde bugüne kadar gerçekleştirilen diğer konut-iş-alışveriş projelerinden ayrılmaya çalışıyor. İş dünyasının tam merkezindeki Kanyon; gün ışığı dolu bir ortam, enerji tasarrufu, en ileri otomasyon, yangın ve güvenlik sistemleri de sunuyor. E5 ve Tem otoyollarına kolay erişim ve direk metro bağlantısı ile ulaşım kolaylığı sağlıyor.

Türkiye ve Avrupa’nın günümüzdeki en önemli ev, ofis ve alışveriş-eğlence merkezlerinden biri olmaya aday gösterilen Kanyon, standart bir alışveriş merkezi, konut veya ofis değil her yönüyle insana değer veren, yaşam kalitesini yükselten bir plaza olma yönüyle öne çıkmaya çalışıyor. Kanyon, şehrin organik bir parçası, insanların farklı deneyimler yaşayacağı, keyifli zaman geçireceği bir alan. Diğer taraftan Kanyon’da yer alacak markalar, mağaza tasarımları, ortak alan konseptleri, sanat eserlerinin kullanımı, düzenlenecek gösteri ve etkinlikler de bu deneyimi destekliyor.

OFİSLER
30.000 m2  ofis alanı
1.167′ şer m2 lik 26 kat
KONUTLAR
179 Konut
20 farklı tip
80m2 – 380 m2 arası büyüklükler
3.500 m2 lik ortak kullanımlı bahçe
Tamamen açılabilir pencereler
ALIŞVERİŞ – EĞLENCE
37.500 m2 Alışveriş merkezi
4 Katta 160 mağaza
9 Sinema salonu
Sağlık ve spor kulübü
2.300 Araçlık otopark
Açık hava performansları

ROPÖRTAJ

Projemizin ilk durağı olan Kanyon’ dayız. İlk röportajımızı Google ofisten Ali Yılmaz’la yapacağız. Kendisi bizi ofisinde ağırlamayı kabul etti ve 17.45 – 18.15 arası randevu verdi. İş dünyası, zaman kıymetli. Plazada hayat hızlı akıyor ne de olsa.
Ali Yılmaz’la görüşmemizden önce Kanyon’ un dışarıdan fotoğraflarını çekmek istedik. Birkaç fotoğraf aldıktan sonra Kanyon güvenlik görevlisinden uyarı aldık; “fotoğraf çekmek yasak”. Yasakları delmek gibi bir çabamız yok fakat yasağın nedenini merak ediyoruz.
17.45 Ali Yılmaz’ın ofisindeyiz. Bizi çok sıcak karşıladı. Projemizi çok beğendiğini ve bize destek vermekten çok memnun olduğunu belirtti, karşılıklı teşekkürler edildi. Biz de Ali Bey’in pek kıymetli vaktini fazla almamak için haydi röportaja dedik.

KÜNYE
Adı Soyadı : Ali Yılmaz
Çalıştığı Kurum : Google Türkiye
Ünvanı : Sektör Müdürü
Doğum Tarihi : 1973
Kişisel Blogu : Henüz yok. Kurulu fakat içerik bekliyor
Facebook Üyeliği : Var
Bize biraz kendinizi tanıtır mısınız?
Google Türkiye’de çalışıyorum. Bir buçuk seneden fazla bir zaman oldu. O zamandan beri Kanyon’dayım. Ondan önce 7 buçuk yıl kadar Yapı Kredi Plaza’da çalıştım. 9 senedir profesyonel iş hayatındayım. Dolayısıyla 9 senedir İstanbul’dayım. Aslen Ankaralı’yım. Okular vs hepsi orada. İş hayatına atılmak için istanbul’ a gelip plazaların içine girdim. Şu anda da Kanyon’dayım.
Kanyon’dan sonra karşı plazaya gitme fikriniz var mı?
Bilmiyorum. Neleri gösterir hayat hep beraber göreceğiz. İş değiştirirsem başka bir plaza olabilir, burada kalırsam Kanyon’da oluruz, buradan taşınırsak Google’ la başka bir plazada olabiliriz. Göreceğiz hep beraber.
Bize biraz plaza insanını tarif edebilir misiniz?
Normal bir insandan farklı bir insan değildir plaza insanı. Sizin gibi yiyip içen insanlarız biz de. Tek farkımız temiz hava yerine klimadan çevrilen havayı alıyoruz. Onun haricinde pek bir farkımız yok. Sadece biraz daha yukarıdan bakıyoruz şehre.
Bu size ne hissettiriyor?
Genelde binalardan baktığınızda karşı balkonlardaki insanları görüyorsunuz. Plazada bu olmuyor, açık bir alana bakabiliyorsunuz. İnsan ara ara dışarı bakıp dalıp gidebiliyor. Düşünmek için, dalıp gidebileceğiniz bir uzaklık oluyor. O açıdan faydası olabiliyor. Fakat düşünmek için illa boş bir alana ihtiyaç var mı dersek, boş bir duvara bakarak da düşünebilir insan.
Buradaki günleriniz nasıl geçiyor?
Genel olarak buradayım fakat toplantılar için dışarıya çok gittiğimiz oluyor. Ama ofiste de durduğum zamanlar var. Klasik bir sabah 9, akşam 5 gibi bir çalışma hayatı değil bizimki. O yüzden haftanın en azından iki üç gününü ben dışarıda toplantılarda geçiriyorum. Daha sık hava alma şansım oluyor.
Sürekli turnikelerden geçiyor olmak sıkıntılı mı sizin için?
Geçmediğim bir hayatım olmadı benim o yüzden bilmiyorum. Turnikeden geçmeden bir yere girmedim. Bir tek eve girerken turnikeden geçmiyorum. Bir alışveriş merkezine de gitseniz turnikeden geçiyorsunuz, havaalanında da turnikeden geçiyorsunuz. Sürekli bir yerden kontrolden geçiyorsunuz. Her yerde turnikeler var.
Dolayısıyla Google ofise domates sipariş etmek isteseniz böyle bir şansınız var mı?
Bir tane anlaşmalı çalıştığımız yer var onlar yukarı kadar getirebiliyorlar. Onun haricinde bizim aşağı inip almamız gerekiyor, o biraz zahmetli bir iş. Aşağı inmek, sigara içenler için sıkıntı yaratabiliyor. İnsanların o kadar kat aşağı inip, sigara içip yukarı çıkması gerekiyor. Buda aslında iş zamanından kayıp.
Öğle tatilinizi burada mı geçiriyorsunuz? Yemek için kanyon alışveriş merkezine gidiyor musunuz?
Öğle tatillerinde burada yiyecek bir şey yok. Ofise bir şey söyleyip ofiste yemeyi de sevmiyorum. Yemek için Kanyon’a gidiyorum, en güzel tarafı o Kanyon’da çalışmanın.
En sık nerede yiyorsunuz?
Reklam olmazsa Sosa’ da yiyorum. Özellikle yazın hava güzelleşmeye başladığında kanyon cıvıl cıvıl olduğu için orada yemek yemek, kahve içmek zevkli oluyor.
Kanyon’da alış veriş yapıyor muzsunuz?
Hiç yapmadım. En fazla D&R’ a gitmişliğim var.
Ofisinizin bir plaza yerine, boğazda bir villada olmanızı tercih eder miydiniz? Böyle bir deneyiminiz olmamış ama böyle bir hayaliniz var mı?
Nasıl bir şeydir bu merak ediyorum açıkçası, bizim öyle bir düşüncemiz vardı. Buradan çıkıp da, Taksim’deki bir binada bir işyerini çok merak etmiyorum, çok enteresan gelmiyor. Bahçeli, havuzlu, manzaralı veya deniz kenarı bir yer olacaksa, o cazip gelebilir.
Çalışmaya başlamadan önce, üniversite hayatınızda, bir plazada çalışacağınızı hayal ediyor muydunuz?
Hiç düşünmedim. Daha ziyade üniversitedeyken, üniversiteyi düşünüyordum. Ne zaman ki üniversite bitti, ondan sonra çalışma hayatını düşünmeye başladım. Üniversite bitince genelde, insanların nerede iş bulacağım kaygısı oluyor. Bina olarak değil de şirket olarak nerede iş bulacağım kaygısı oluyor.
Plazaların yerini dünyada nasıl görüyorsunuz? Mesela Ekonomik, sosyolojik açıdan.
Plazaların ekonomiye katkısı var mıdır bilemiyorum. Fakat metropoller kalabalıklaştıkça, insan sayısı çoğalıp da yaşam ve ofis alanları değerli olmaya başladıkça plazalar kaçınılmaz bir hal alıyor. Çünkü daha düşük tabanlı bir yerde daha fazla insanı çalıştırabiliyorsunuz ya da yaşatabiliyorsunuz. Dolayısıyla büyük bir şehirde yaşıyorsanız bunun ister istemez gereksinimleri doğuyor. Eğer Hong Kong’taysanız mecbursunuz plazada yaşamaya. Çünkü küçücük bir ada üzerinde bir sürü insan yaşıyor ve başka türlü yaşayamazlar. Ama öğneğin Antalya’daysanız orada daha yer bol. Bence Antalya gibi bir yerde plaza yapılması henüz bir gereksinim değil.
Sizce plazalar ekonomiyi hareketlendiriyor mu?
Ekonomiyi bilmiyorum da trafiği felaket hareketlendiriyor. Özellikle plaza civarlarında, trafik içinden çıkılmaz bir hal alıyor. Şöyle söyleyeyim mesela iş kuleler yapılırken biz Yapı Kredi Plaza’daydık. Bize şöyle bir bilgi gelmişti, İş Kuleler’ in çıkış saatinde, insanları evlerine götürmek için servisleri arka arkaya dizdiğinizde 6km kadar yol oluyormuş. Dolayısıyla bu enteresan bir bilgi ve bu çok ciddi bir trafik demek. Mesela insanların servisleri bekleyeceği bir yer olması lazım. Bu sorun sadece İş Kuleler’ de değil, onun yanında bir tane plaza var, onun yanında başka bir tane daha var. Aslına bayağı bir trafik olmaya başlıyor. Alt yapı bu iş için hazır değil. Ben Yapı Kredi Plaza’da çalışırken Akatlar’ da oturuyordum. Daha sonra Yapı Kredi plazadan Kanyon’a geçtim. Yani karşıdan karşıya geçtim. Akatlar’ dan Yapı Kredi Plaza’ya arabayla 5 dakikada geliyordum. Şimdi yolun karşısına, Kanyon’a sabahları gelirken 25 dakikada geliyorum, akşam dönerken 45 dakikada dönüyorum. Çünkü yolun altından geçen bir sokak var ve o sokak bir gidiş bir geliş. Dolayısıyla burasının bütün çıkışı oraya yönlendiğinde bitiyor trafik. Sadece bir yolda karşıdan karşıya geçmenin bedeli araba trafiği olarak baktığınızda insanların 20 ile 40 dakikasına mal oluyor ki gittiğim yol 3-4 km. Trafik ve alt yapı çok önemli plazalaşmanın içerisinde. Plazaların ekonomiye katkısı olabilir fakat bu açıdan da bence ekonomiye zararı var. İnsanların bu kadar benzin ve vakit harcamalarına neden oluyor. Trafiğin ve alt yapının doğru düzenlenmemiş olması hem iş gücü hem de benzin harcıyor olmanız demek. Zaten şu an petrol fiyatlarının geldiği yeri düşündüğünüzde başlı başına bir bela. O yüzden plazaların yapılırken iyi planlanarak yapılması çok önemli.
Pek çok plaza deneyiminiz olduğu için Kanyon’u nasıl değerlendiriyorsunuz diğer plazaların arasında?
Nispeten yeni plazalardan olduğu için bence çok iyi. Şu açıdan çok iyi; yeni olduğu için her şey temiz, pırıl pırıl. Bakımı iyi yapılıyor, bina sahibinin de binada yaşıyor olması bir avantaj. Eczacıbaşı da burada olduğu için kendi yerlerine iyi bakıyorlar. O açıdan güzel. Mesela Yapı Kredi Plaza 90 yılında yapılmış, o artık 18 senelik oldu. Burası yaklaşık 2 senelik bir plaza. İkisini kıyasladığınızda orası biraz daha eskimiş durumda, biraz daha yenilik gerektiriyor. Havalandırmasından tutun, onlar çalışmaya başlayıp da gürültü olmaya başladığı zaman veya sıcak soğuk ayarını tutturamadığınız zaman eski plazalarda iş biraz çekilmez olabiliyor. İnsanlar klimayı açın, klimayı kapatın, havalandırmayı açın havalandırmayı kapatın gibi şikayetler edebiliyorlar. Ama bu binanın yeni olması işlerin çok daha kolaylaşmasına neden oluyor. Bir de kendinizi konforlu bir yerde hatta otelde çalışıyor gibi hissediyorsunuz. Etrafınıza baktığınız zaman her yer düzenli. Düzeni devamlı sağlayan birileri var.
Dünya Düzdür projesini nasıl buldunuz?
İyi veya kötü diyemiyorum çünkü bence orijinal bir proje. Sonunda ne çıkacağını çok merak ediyorum. Özellikle sizin zevk alıyor olmanız önemli. Siz bu işten zevk alarak istediğiniz sonucu ortaya çıkarırsanız bence o güzel bir şey olmuştur zaten.
Biz bu projede bir zincir başlatmayı düşündük. Her röportaj yaptığımız kişiden, bir hediyeyi alıp, bir sonraki röportajı yaptığımız kişiye götüreceğiz. İlk röportajımızı sizinle yaptığımız için, sizin hediyenizi biz getirdik. Benim ofisimde kullandığım kalemimi size hediye ediyorum.
Çok teşekkür ediyorum bu değerli kaleme gözüm gibi bakacağım :D
Dünya düzdür ekibine sormak istediğiniz bir soru var mı? Böyle bir soru hakkınız var kullanmak ister misiniz?
Ne kadar zamanda bu projeyi tamamlamayı düşünüyorsunuz?
1 yıla yaymayı düşünüyoruz. Çünkü İstanbul’ da çok plaza var.
Allah kolaylık versin. Siz 1 yılda bitirene kadar zaten yeni plazalar yapılmış olur. Bu proje bitmez :D
Bir sonraki röportaj yapacağımız kişiye hangi soruyu göndermek istersiniz?
Hediyesini beğenip beğenmediğini sorar mısınız? :D
Ali Yılmaz hediye zinciri için bir sonraki ropörtarımıza Dr. Evil anahtarlığını hediye etti.
Saat 16.15. Tam bize verilen randevu saatinin bitimi. Röportajı yetiştirebildik. Çok mutluyuz. İlk Plaza deneyimimizde plaza hayatında da dakik olmanın ne kadar önemli olduğunu öğrendik. Ali Bey’le çok güzel bir röportaj yaptık. Biz Dünya Düzdür ekibi olarak çok keyif aldık. Ali Bey’le sohbetimizde, bir plaza çalışanı gözüyle Kanyon’u anlatmaya çalıştık. Bize Kanyon yaşamının avantajları ve dezavantajlarından bahsetti, İstanbul’daki plazalar içerisinde Kanyon’un yerini belirledi.
Çok teşekkürler Ali Bey…
Tüm röportajı videodan izleyebilirsiniz.

İlk Plazamız Kanyon

11 Haziran Çarşamba günü ilk plazamızı ziyaret edeceğiz.

İlk Plazamız Kanyon ve ilk konuğumuz Google Türkiye ofisinden Sayın Ali Yılmaz olacak.

Kanyon hakkında herşey, Ali Beyle röportajımız, fotoğraflar ve video görüntüleri için bu siteyi takip etmeye devam edin.